Logo

5846 FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU KAPSAMINDA MALİ HAK DEVRİNİN ŞARTLARI

03.03.2026Makale

Ana Sayfa > Blog > 5846 FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU KAPSAMINDA MALİ HAK DEVRİNİN ŞARTLARI

Eser sahibinin, eser üzerinde mali ve manevi olmak üzere iki hakkı bulunmaktadır. 5846 Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (“FSEK”) md. 13 vd. uyarınca eser sahibinin manevi hakları; eseri istediği zaman ve tarzda kamuya sunma hakkı, eserin içeriği hakkında bilgi verme hakkı, eserde adını görme hakkı, eserde değişiklik yapılmasını yasaklama hakkı ve eserin bütünlüğünü koruma hakkıdır. FSEK md. 21 vd. uyarınca ise eser sahibinin mali hakları; işleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı, umuma iletim hakkı ile pay ve takip hakkı olmak üzere altı tanedir. Eser sahibi, mali haklarını devretmek için iki farklı yöntem kullanabilir: mali hakları devretmek ve mali hakları kullanma yetkisini devretmek, yani lisans (FSEK md. 56 anlamında ruhsat) vermektir. (FSEK md. 80 ise komşu hak sahipleri açısından izin adında üçüncü bir yöntem de mevcuttur.)

Bir mali hakkın devredilmesi durumunda, devredilen mali hak eser sahibinin malvarlığından çıkar ve artık devralan hak sahibinin malvarlığına girer. Devralan hak sahibi, devraldığı mali hakka ait tüm haklara sahip olur. FSEK md. 52'da belirtilen şekil şartı uyarınca bu haklar, yazılı bir devir sözleşmesi ile devredilir. Ayrıca devir konusunun açıkça düzenlenmesi gerekmektedir, genel ve soyut ifadeler kullanmak sözleşmenin geçersiz olmasına yol açacaktır. Yargıtay kararları ve doktrin görüşleri, bu kapsamda mali haklara ilişkin verilen yetki ve izinlerin tek tek sayılması gerektiğini ifade etmektedir.

Mali haklar, devredilirken belirli kısıtlamalara tabi olabilir. Bu haklar, yer, süre ve içerik bakımından sınırlı veya sınırsız olarak devredilebilir. Ancak, mali hakkı devralan kişi, bu hakkı eser sahibinin (veya duruma göre mirasçılarının) onayı olmaksızın üçüncü kişilere devredemez. Tabi FSEK md. 49 kapsamında aksi öngörülmüş olabilir. Bu kural eser sahibinin eseri ile olan bağlantısını korumak sebebiyle öngörülmüştür.

Devir ve lisans sözleşmeleri, ivazlı veyahut ivazsız olarak düzenlenebilir. Ancak, henüz meydana getirilmemiş eserler üzerindeki mali haklara ilişkin devir ve lisans sözleşmeleri FSEK md. 48 hükmü uyarınca geçersizdir. Ancak eser meydana getirildikten sonra, FSEK md. 50 uyarınca mali hakların devredileceğine ilişkin bir taahhüt yapılabilir, ancak bu durumda da daha sonrasında ayrıca yazılı ve açıkça belirlenmiş bir devir sözleşmesi düzenlenmelidir. (Bu şekil şartları nedeniyle, uygulamada bazı sorunlar yaşanmaktadır. Yargıtay uygulaması uyarınca, ileride meydana getirilecek eserler üzerindeki hakların devrine veya lisans verilmesine ilişkin sözleşmeleri geçerli saymak yerine, bu sözleşmeleri eser sahibinin ileride gerçekleştireceği devre ilişkin taahhüdü olarak kabul edilmektedir.)

Eser sahibi, bir mali hakkına ilişkin lisans verdiğinde ise, lisans verilen mali hak eser sahibinin malvarlığında kalmaya devam edecektir. Bu durumda, devralan hak sahibi sadece bu mali hakkı kullanma ve faydalanma yetkisine sahip olur. Bu kullanma yetkisi, yazılı bir lisans sözleşmesi ile açıkça belirtilen haklar ve şartlar dahilinde devredilir. Yazılılık, lisansın geçerliliği için de devir sözleşmesinde olduğu gibi bir şarttır. Lisans, tam ve basit olmak üzere iki türde olabilmektedir. Bir mali hak üzerinde tam lisans verilmesi, mali hakkın devredilmesine engel değildir çünkü mali hak, hak sahibinin malvarlığında kalmaya devam eder. Aynı şekilde mali hakkı devralan kişi, bu hakkı eser sahibinin (veya duruma göre mirasçılarının) onayı olmaksızın üçüncü kişilere devredemez. Tabi FSEK md. 49 kapsamında aksi öngörülebilir.

Eser sahibi, mali hakkını devrettiği veya lisans verdiği kişinin sözleşmede belirtilen şekilde kullanılmaması durumunda, eser sahibinin menfaatleri ciddi şekilde ihlal edilirse, kanundan kaynaklanan bir cayma hakkı kullanarak sözleşmeyi feshetme hakkına sahiptir. Cayma hakkı, mali hakkın eser sahibine geri dönmesini sağlar. Ancak, bu hakkın kullanılabilmesi için FSEK md. 58 kapsamında belirli şekil şartları öngörülmüştür. Eser sahibi, karşı tarafa belirlenen edimleri yerine getirmesi için uygun bir süre tanımalı ve bu bildirimi noter aracılığıyla göndermelidir.

Karşı tarafın hakkın kullanımını reddetmesi, hakkın kullanılmasının imkansız olması veya süre verilmesinin eser sahibinin haklarını ciddi şekilde tehlikeye atması durumlarında, eser sahibi cayma hakkını kullanmak için karşı tarafa süre tanımasına gerek duymaz. Kusurun varlığı, cayma hakkının kullanılması için bir şart değildir. Ancak, eser sahibinin kusursuz olması gereklidir ki bu haktan yararlanabilsin. Karşı tarafın kusuru olması halinde sadece ek olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında bir tazminat sorumluluğu gündeme gelecektir.